Güneş yola çıkmıştı,
Akşama dönüyordu gün ağır ağır.
Dağlar kızılın tonlarını giymişti,
Kürt’ün gelini gibi.
“/ “
Nehir dağın ortasından akıyordu,
Binlerce yıldır aktığı gibi.
Yamaçta uzayan sürü,
Köye doğru usul usul yaklaşıyordu.
“/ “
Önlerinde, elinde kavalı çoban
Ve onun yoldaşı, sürünün karabaşı.
Kartallar bıraktı sürünün peşini,
Heybetli kanatlarını açmışlar,
Dönüyorlar yuvalarına.
“/ “
Kesik , kesik geliyordu artık,
Kurtların, çakalların ulumaları.
Köpeklerin seslerine karışıyordu.
Ay gösterdi yüzünü , soluk.
“/ “
Gün bitiyordu köyde,
Akşamın sessizliği çöküyordu.
Yoksul damlarda kuruldu sofralar,
Bir biri ardına iniyordu kaşıklar,
İs tutmuş kara tencerelere.
“/ “
Ekmek bölüşülüyordu kıra kıra,
Hak geçmeden.
Çay fokurduyor ocakta
Kaçak , simsiyah çay.
“/ “
Tütün sarıldı kaçak kağıtlara,
Közde yakıp tüttürdüler bir bir.
Her dumanda efkar doldu odaya,
Herkes derin bir düşte.
“/ “
Akşam oldumu hüzün çöker köye,
Umut yarındadır.
Çekilir odaya çoluk çocuk
Koyun koyuna yatarlar.
“/ ”
Ersoy KÖROĞLU 25 ARALIK 2025 PERŞEMBE – 23:14
Yorum bırakın