BUKAŞIKÇI RAUF

Meslekte sanırım 5. Yılımdı , 22-23 yıl önce, bir işletmede personel şefi olarak çalışmaktayım. Hayatım boyunca insanları tanımak , onlarla sohbet etmek, empati yapıp onları daha iyi anlamak gibi çabalarım oldu. Mesklete bunu gerektiriyordu zaten. Tencere kapak misali.

Ofiste yoğun geçen çalışmaya biraz ara vermek , bir çay içmek ve ayaklarım açılsın diyerek personel dinlenme alanına doğru yola çıktım. Bir çay alarak oturma alanına doğru yürümeye başladım , ortalık sakin görünüyordu. Saha da işler yoğun sezon ortası nede olsa.

Az ilerde bir banka oturmuş Rauf’u gördüm. İşletmede Bulaşıkhane Formeni olara görev yapıyordu. Ona doğru yürümeye başladım henüz fark etmemişti beni. Sigarasından bir fırt aldı ki sormayın, normal bir sigara içen o fırtı 4-5 seferde içerdi, öyle derin bir fırt. Sonra üfledi dumanı uzun uzun. Yanına yanaşarak merhaba Rauf diyerek seslendim. Sesi duyunca irkildi göz göze geldik. Sağol şefim işler çok yoğunda, anca toparladık, sırayla molaya çıkıyoruz, çay, sigara işte dinleniyorum dedi.

Afiyet olsun , kolay gelsin, dinlen tabii dinlende o nasıl sigara içmek dedim. Güldü, ne oldu şef nasıl yani anlamadım diyerek şaşkınlığını dile getirdi. Sen sigara içmiyorsun ki dedim emiyorsun , yiyorsun yazık yahu dedim. Öyle derin derin ne gerek var. Zaten içilecek bir şey değil zararlı sen içiyorsun madem az ve yavaş iç bari dedim. Ne yapalım şef dalmışım işte farkında bile değilim nasıl çektiğimin.

İçim rahat etmedi konuyu değiştirip , hayat nasıl gidiyor evdekiler nasıl diyerek halini hatırını ailesini sordum. İki kızı okulda, eşi ev hanımı, şükür işte diyerek idare ettiklerini anlattı.

Sigara içiyorsun, alkolde var mı dedim. Yok şefim ne alkolü onuda içersek ay sonunu falan göremeyiz tek sigaram var. Anladım dedim ve tekrar sordum. Ailenle neler yapıyorsunuz hafta sonları bir yerlere kaçıyormusunuz , gezmek , eğlenmek gibi.

Şefim yazın hafta sonları bazen evin oradan belediye otobüsüne binip konyaaltnda denize girip geliyoruz. Onun haricinde yaptığımız hiç bir şey yok diyerek cevap verdi. Tekrar sordum, Eşin ile arada başbaşa çıkıp yemek eğlence olmuyormu?

Yalan söylemiyim şefim ay başı maaşı aldığımda eşim ve kızlar akşam kızarmış tavuk yemeğe çıkarız ay da bir. Şartlar malum iki kız okuyor, anca bu kadar işte bizim hayat dedi kalktı. Geç kalmıyım şefim arkadaşlara ayıp olur bana müsaade.

Arkasından bakarken Rauf’un içimden geçenler şöyleydi. Kaçan, ıskalanan hayatlar ne zor yaşamak. İnsan gibi yaşayamamak , hayatın sadece çalışmak ama karın tokluğuna çalışmak olması birileri , bal tutarken.

Aranızda şunu düşünenler olduğunu içten içe söylendiğini biliyorum. Okusaydı adam olsaydı. Herkes okuyup adam olsa bulaşıkları kim yıkayacak, servis araçlarını kim sürecek. Ya da bunun gibi binlerce işi. Burada savunulacak ya da konuşulacak konu okuyup adam olmak değil sanırım. Hangi işi yaparsa yapsın çalışan, kazancı ile insan gibi onurlu bir yaşama sahip olabilmeli. Bu tüm insanların hakkı olmalı ki hakkı.

25 yıl sonra aynı görevde çalışan bu dönemim emekçisine sorsak aynı benzer yaşam standırtını anlatır mı anlatmaz mı ? Çok büyük olasılıkla anlatır. Hiç bir şey mi değişmez 25-30 yılda. Değişir tabii neler değişir insanlık isterse şayet.

Tüm emekçilerin istedikleri hayatı yaşamaları ümidiyle….

Eyvallah..

Not: Rauf isimi gerçek hikayadeki mesai arkadaşımın adı değildir.

Ersoy KÖROĞLU 13.04.2026 Pazartesi Antalya /Kemer

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

Sözlerin kıyısında, sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin