Sözlerin kıyısında,

Hadi Edebiyat ve Sanatta Buluşalım

Yazar Hakkında

  • QR kodu simgesi
    korogluersoy adlı kullanıcının avatarı

    Ersoy KÖROĞLU

    1974 Zonguldak doğumluyum. Çocukluğum ve gençliğim bu kentte geçti. 1995 yılında Antalya’ya yerleştim ve halen bu kentte yaşamaktayım. İnsan Kaynakları Yönetimi Mezunu olarak Antalya Turizminde 30 yıla yakın İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak hizmet verdim. İş hayatıma ara vererek, ertelediğim bir çok şeyi gerçekleştirmek istedim.

    Ertelediğim işlerden birisi ise , ortaokul yıllarımda başlayıp bugüne gelen ve oldukça biriken, şiir, öykü , hikayelerimi paylaşmaktı. Bu sebeple ilk adımım bu oldu.

    Bu site sayesinde , bir çok konularıda paylaşıp , yorumlayıp, tartışma şansımız da olacağını düşünüyorum. Elbette öncelik Edebiyat ve sanat.

    İlgi ve desteklerinizle güzel paylaşımlarda buluşmayı ümit ediyorum.

    Sevgilerimle….

  • En ağır zemheri günlerini yaşarken ömrüm,

    Bir bahar gibi düştün ruhuma.

    Oysa son çiviyi de çakmışlar dı,

    En derinlere gömülen duygularıma.

     

    Kavak yelleri esiyor şimdi bahçemde,

    Koca çınarların gölgesinde dinleniyorum.

    Dallarında kuşlar,  şen şakrak,

    Her rengini açmış papatyalar,

     

    Halaya durmuş başaklar, günebakanlar,

    Gelin gibi bezenmiş dört bir taraf.

    Bahar gelmiş gönlüme,

    Sefa gelmiş hoş gelmiş.

     

    Ersoy KÖROĞLU                    13.01. 2026. Salı   06.36

     

     

  • “/ “

    Zaman acımıyor hiç,

    Kendi kadranın da,

    Kendince akıyor.

    Büyümüyoruz,

    “/ “

    İnatla çocuk kalıyoruz.

    Ama yaşam eskitiyor bizi

    Yoruyor.

    “/ “

    Çocuk düşlerimizle,

    Çürük dişlerimizle,

    Elimizde elma şekerleri,

    Koşuyoruz.

    “/ “

    Biz de büyük olacağız,

    Bir sabah büyümüş uyanacağız.

    Arkamızda yitirdiklerimizin fotoğrafları,

    Masada ödenecek faturalar.

    “/ “

    Ersoy KÖROĞLU 27.12 2025 – Cumartesi 23:11

  • Güneş yola çıkmıştı,

    Akşama dönüyordu gün ağır ağır.

    Dağlar kızılın tonlarını giymişti,

    Kürt’ün gelini gibi.

    “/ “

    Nehir dağın ortasından akıyordu,

    Binlerce yıldır aktığı gibi.

    Yamaçta uzayan sürü,

    Köye doğru usul usul yaklaşıyordu.

    “/ “

    Önlerinde, elinde kavalı çoban

    Ve onun yoldaşı, sürünün karabaşı.

    Kartallar bıraktı sürünün peşini,

    Heybetli kanatlarını açmışlar,

    Dönüyorlar yuvalarına.

    “/ “

    Kesik , kesik geliyordu artık,

    Kurtların, çakalların ulumaları.

    Köpeklerin seslerine karışıyordu.

    Ay gösterdi yüzünü , soluk.

    “/ “

    Gün bitiyordu köyde,

    Akşamın sessizliği çöküyordu.

    Yoksul damlarda kuruldu sofralar,

    Bir biri ardına iniyordu kaşıklar,

    İs tutmuş kara tencerelere.

    “/ “

    Ekmek bölüşülüyordu kıra kıra,

    Hak geçmeden.

    Çay fokurduyor ocakta

    Kaçak , simsiyah çay.

    “/ “

    Tütün sarıldı kaçak kağıtlara,

    Közde yakıp tüttürdüler bir bir.

    Her dumanda efkar doldu odaya,

    Herkes derin bir düşte.

    “/ “

    Akşam oldumu hüzün çöker köye,

    Umut yarındadır.

    Çekilir odaya çoluk çocuk

    Koyun koyuna yatarlar.

    “/ ”

    Ersoy KÖROĞLU 25 ARALIK 2025 PERŞEMBE – 23:14

  • Ansızın uyanırsın, buza kesmiş yatağında,

    Üstelik saat henüz sabahın dördü.

    Derin bir sızı böler uykunu, tam orta yerinden.

    Uykulu ve şaşkın gözlerin,

    Asılı kalır tavanda.

    “/ “

    Önce sola , sonra da sağa,

    Çaresizce dönersin pervane gibi.

    Artık kaçıncı dönüşündür bu

    Umarsamaz, bırakırsın saymayı,

    Anlarsın ki gelmeyecek bu uyku.

    “/ “

    Odanın penceresinden seyre dalarsın

    Gökte ay ışıl ışıl , tahtalıda kar bembeyaz.

    Gönlünde sebepsiz ince bir sızı.

    “/ ”

    Sonra ışıkları yanar minarenin,

    Duygulu bir saba makamıyla başlar ezan.

    Sessizce dinlersin yatağından hocanın yanık sesini

    Çok ta güzel okur bu hoca hakkını vermeli.

    “/ ”

    Artık kalkmalı usul usul,

    Gün yaklaşmakta ,

    Uyanıyor doğa, insanıyla ,hayvanıyla

    Bilirsin ki her yeni gün, yeni bir umuttur.

    “/ “

    Ersoy KÖROĞLU 24.12.2025 ÇARŞAMBA

  • Akşamın hüznü vurmuştu sokağa

    Sırılsıklamdı kaldırımlar,

    Cümle ağaçlar, dallar ve yapraklar.

    Saçak altlarına, dükkan önlerine,

    Kaçışmış mahallenin kedileri.

    “/”

    İçime düşmeye devam ediyordu,

    Hüzünlü bir sağanak.

    Radyoda içli bir nihavent,

    Yine bir şeyler anlatıyordu.

    Efkarlı, efkarlı.

    “/”

    Kaç gündür yağmakta hava,

    Bütün gün penceremden bakıyorum.

    Diner sanırım bugün, yarın

    Bulutların bu isyanı

    Sonra deniz bekler beni,

    Martılar, karabataklar bekler.

    Arayı uzatmamalıyım.

    Ersoy KÖROĞLU. 24.12.2025 / 04:38

  • Düşler kuruyorum çocuklar için

    Penceresi olmayan , kapıları olmayan

    Her köşesinde koşup oynadıkları

    Bir dünya düşü.

    Kimsenin karışmadığı hesap sormadığı

    Hep çocuk kaldıkları bir dünya.

     

     

    En güzel oyunları oynuyor çocuklar

    Dünyanın en güzel oyuncakları ile.

    Hiç yağmurun yağmadığı,

    Pırıl pırıl mavi bir gökyüzü

    Alabildiğine güneş.

    Patiska gibi ayaklarının altında uzanan deniz,

    Mavi gökyüzünün rengini almış,

    Salınıyor nazlı gelin gibi.

    Elele tutuşarak tüm çocuklar,

    Etrafını kuşatıyor dünyanın.

    Hep bir ağızdan,

    Türküler söylüyorlar, kardeşliği anlatan

    Umutlu yarınlarını , çocuksu hayallerini anlatan türküler.

    Kar, çocuklar istediğinde yağıyor sadece,

    Canları kar topu oynamak istediğinde.

    Üşümedikleri , sıcacık bir dünya.

     

    Düşler kuruyorum çocuklara

    Penceresi olmayan , kapıları olmayan

    Her köşesinde koşup oynadıkları

    Bir dünya düşü.

    Kimsenin karışmadığı hesap sormadığı

    Hep çocuk kaldıkları bir dünya.

     

     

    Ersoy KÖROĞLU                   2011

  • Sıra sıra dizilmişler önümde

    Yol vermez yine de o yaman dağlar

    Yare gidem desem engeller koyar

    Yol vermez yine de o yaman dağlar

     

    Günleri tüketsem ardı ardına

    Yerimi yurdumu alsam arkama

    Varıp gidem desem o nazlı yara

    Yol vermez yine de o yaman dağlar

     

    Turnalardan yare selam göndersem

    Bulutlarla hasretimi resmetsem

    Dedelerden aman derman dilesem

    Yol vermez yine de o yaman dağlar

     

    Yar hasreti ağır gelse bedene

    Sendelesem yıkılsam yol üstüne

    Tutup el vermez iter ki üstüne

    Yol vermez yine de o yaman dağlar

     

    Yorulsam dayansam yamaçlarına

    Kuşlar konmaz kervan geçmez yollarına

    Bir kez saram desem yari kollarıma

    Yol vermez yine de o yaman dağlar

     

    Kurusa otların yerle bir olsan

    Yıkılsa taşların un ufak olsan

    Altın üstüne gelse viran olsan

    Yol vermez yine de o yaman dağlar

     

    Bırak zulmü yeter güldür yüzümü

    Eşkıyalık etme kesme yönümü

    Ahmak Ersoy feda etmiş gönlünü

    Yol vermez yine de o yaman dağlar

     

    Ersoy KÖROĞLU                        2015

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Gamlı gamlı öter feryat edersin

    Gönül yarama bin dertler eklersin

    Durmaz kanar yaralarım bilirsin

    Sen olsun yarama dokunma bülbül

     

    Turnalar yoldaşlık eder sevene

    Derman olur yar hasreti çekene

    Dirhem dirhem tükenirim yar diye

    Sen olsun yarama dokunma bülbül

     

    Gönül bağlarımı talan edersin

    Yerimi yurdumu viran edersin

    Dilerim ben gibi sende seversin

    Sen olsun yarama dokunma bülbül

     

    Bir bakışı yârin mecnun eyledi

    Yandım sevdasına kerem eyledi

    Şirin oldu beni Ferhat eyledi

    Sen olsun yarama dokunma bülbül

     

    Saçları pranga ben esir oldum

    Gözleri bin bela ben sürgün oldum

    Yar aşkına deli divane oldum

    Sen olsun yarama dokunma bülbül

     

    Söylenmemiş türkülerim var benim

    Yare diyecek sözlerim var benim

    Sarılacak yaralarım var benim

    Sen olsun yarama dokunma bülbül

     

    Var git bağına kon kendi dalına

    Bırak beni gam ile bir başıma

    Geç kalmışım o yar gitmiş yoluna

    Sen olsun yarama dokunma bülbül

     

    Ömrüm tamam oldu yarin uğruna

    Saraydım yârimi öksüz koynuma

    Gelip konma Ersoy kulun dalına

    Sen olsun yarama dokunma bülbül

     

    Ersoy KÖROĞLU                     2015

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Döne döne, yana yana dolanırım,

    Çöllerinde susuz kaldım sevdiğim.

    Güller açmaz, sular akmaz yanarım

    Çöllerinde kurak kaldım sevdiğim.

     

    Bana her gelişin bir serap gibi

    Sanki seni sevmek bir günah gibi

    Ser sefil olmuşum biçare gibi

    Çöllerinde harap oldum sevdiğim.

     

    Akşam olur yokluğun ayaz keser

    Gün doğanda sam yelin kuru eser

    Hasretin ateşi sinemde tüter

    Çöllerinde sensiz kaldım sevdiğim.

     

    Uzayıp gider bitmez çöl geceleri

    Yürümekle aşılmaz tepeleri

    Kulağımda name yarin sözleri

    Çöllerinde çaresiz kaldım sevdiğim.

     

    Feryat eder isyan eder dururum

    Gelenden gidenden seni sorarım

    Neylesem kapanmaz ki yaralarım

    Çöllerinde yaralandım sevdiğim.

     

    Yüreğime akar gözümün yaşı

    Sana feda eylemişim bu başı

    Sende bu sevdamı yürekte taşı

    Çöllerinde sana kurban sevdiğim.

     

    Aşk bahçesi kursam senin çölüne

    Feryadı bülbüller konar gülüne

    Ömrüm serdim bu sevdanın önüne

    Çöllerinde kuruyorum sevdiğim.

     

    Sevdan gelip kondu fakir gönlüme

    Bir gülüşün bin can katar ömrüme

    Gelecekse ölüm başım üstüne

    Çöllerinde canım feda sevdiğim.

     

    Yıldızlar görüp söner gülüşüne

    Ay doğar hayran kalır gülüşüne

    Ben sana dünya güneşe pervane

    Çöllerinde döne döne sevdiğim.

     

    Duy sesini yürek neler söylüyor

    İşit feryadını gönlüm inliyor

    Ağzım dilim adını ezberliyor

    Çöllerinde hece hece sevdiğim.

     

    Çocukluğum gençliğim hani nerde

    Sıkışıp kalmışım ara bir yerde

    Feleğin tokatı vurduğu yerde

    Çöllerinde hep yek kaldım sevdiğim.

     

    Hata benim kusur benim sevdiğim

    Konuşamaz lal olsun ağzım dilim

    Ersoy’un çul bedeni dilim dilim

    Çöllerinde heba olsun sevdiğim.

     

     

    Ersoy KÖROĞLU                             2016

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Nedir bu başımdaki sarhoşluk?

    Neyin nesi bu melankoli halim?

    Ahhhh gelen baharın,

    Kanıma girmesimi yoksa.

     

    Var bir şeyler ama ,

    Ne bileyim ,

    Köşe başında açan,

    Yabani bir çiçeğin güzelliği,

    Ya da yalnızlığı mı tetikledi beni.

     

    Yoksa , yoksa ;

    Sabah radyoda dinlediğim,

    Yanık bir Halk türküsünün,

    Boğazımı düğüm düğüm etmesi mi ?

    Neydi beni bu hallere koyan.

     

    Tabii ya , anladım ben sebebini.

    Sabah sabah, sebepsiz yere,

    Ansızın aklıma düşmen.

    Beni bu hallere koyan

    Özleminin sarhoşluğu olsa gerek.

     

    Ersoy KÖROĞLU              2015   MAYIS

Sözlerin kıyısında,

Hadi Edebiyat ve Sanatta Buluşalım

İçeriğe atla ↓