TAHTALI’DA AY ŞAVKI

Dipsiz bir gecenin koynundayım,

Sigaram çatırdıyor.

Alevi sardı her yanı,

Dumanı içimde boğum boğum.

“/ “

​Balkon demirlerinde bir örümcek

Sabırla örüyor ağlarını,

Sabah çok uzakta.

“/ “

​Bitmesin diye son sigaram

Ağır ağır nefesliyorum.

Uzaktan bir köpek içime bağırdı,

Sokak lambaları titredi.

“/ “

Bir tren çığlığı vurdu yüreğime;

İstasyon boş,

Ne bekleyen var, ne gelen…

“/ “

​Oysa bahar geldi,

Ben her baharda çiçek açardım.

Bu mevsim soluk,

Bilmem neden uyanmadı dallarım.

“/ “

​Ay şavkımış Tahtalının üstüne,

Derin bir sessizlik çın çın ötüyor.

Bir motor sesi bölüyor geceyi,

İnce bir keman vızıltısı gibi…

“/ “

​Bahçede papatyalar; sarı ve beyaz,

Zifiride pırıl pırıl.

İçimde eski bir çocuk,

Gözleri kapıda, elleri koynunda.

“/ “

Ersoy KÖROĞLU Antalya / Kemer 19 Mayıs 2026 23:00

VAZODA KALANLAR

​Sıcak bir öğlen üstüydü,
Bir çay deminde çekti seni canım…
Söz vermiştin oysa o serin akşamüstüne;
Gelmedin…

“/ “
​Öylece vazoda kaldı,
Sabahın seherinde sana topladığım o papatyalar.
Bir kadın için ilk defa yaptım bunu oysa;
Sırf solmasınlar diye, ürkekçe su döktüm vazoya.

“/ “

​Vurdum kendimi sokaklara,
Dışarıda o bildik, amansız sarı sıcak…
Canım sıkkın, içim darmadağın;
O sokakta ben soldum, o boynu bükük papatyaların yerine.

Ersoy KÖROĞLU 17 Mayıs 2026 Antalya -Kemer

GÜNE BAKAN

​Solgun bir akşamüstüydü,

Bende o sükut hazan mevsimi…

Karanlıktı biraz da ortalık;

Sahi, nasıl sızdın sen içime?

“/””

​Seni ilk gördüğüm an

En sevdiğim o eski türkü geldi aklıma,

Ruhumun her yanı halaya durdu o an.

Sarı sarı, sıcacık…

Dokundu gözlerin gözlerime.

​O gün bugündür,

“/”

Bir başka deliyim ben, bir başka sarhoş…

Esiyor yine o deli rüzgar,

Başımda o eski kavak yelleri…

​Ah… Nereden çıktın geldin sen?

Sarı başağım benim, günebakanım…

Çevirdin ya o kapkara hazanımı,

Muazzam bir yaza!

“/”

Ersoy KÖROĞLU 17 Mayıs 2026 Antalya / Kemer

CÜMLE MAHLUKAT

Dışarıda bahara kavuşamayan,

Arafta kalmış bir mevsim…

Bende ise zemheri;

Buza kesmiş her yanım.

​Ve ben öyle çıplak,

Öyle aç ve susuzum sana.

Gözlerine sürgün edilmişim;

Eksik kalmışım, yarım yamalak…

​Oysa bir sarı sıcak,

Bir tatlı gülüşüne bakar;

Bahar gelir ansızın,

Yeşile çalar her yanım.

​Halaya durur o an cümle mahlukat,

Dilimde oynak bir halk türküsü…

Coşar içimdeki o fıtrat

Omuzlarım fıkır fıkır!

“/ “

Ersoy KÖROĞLU 17 MAYIS 2026 ANTALYA-KEMER

HAZAN SONRASI

​Bir ışık seliydi gelişin,
Aldı beni kendi girdabına.
Hazan çekildi ömrümden,
Dokunduğun yere baharlar geldi.


​Denk geldi elin elime,
Zeus oldum, kafa tuttum dünyaya!
Gir kanıma, sız sızılarıma,
İlmek ilmek tenime işle…


​Boncuk boncuk bak gözlerime,
Sarı sarı gülümse ki;
Titresin bastığın bu dünya.
​Ve sonra sev beni;
Ekmek gibi, mukaddes bir aş gibi…
Bir annenin evladını sarışı gibi sev.
Ve sanki sabaha çıkmayacakmış gibi bu ömür;
Öylece karışalım birbirimize

Ersoy KÖROĞLU 17 MAYIS 2026 ANTALYA /KEMER

ESKİ MAHALLE

​Ilık bir bahar sabahında,

düştü yolum

eski mahallede bir yere.

Hüzün kokuyordu

sokak araları…

Tanıdık değildi artık

kediler ve köpekler.

“/”

​Çok değişmiş

eski mahalle,

benim gibi.

“/”

​Birkaç dosta rastladım,

ayaküstü anıları yokladık.

İçimden çığlık çığlık

isli, acı bir tren geçti.

“/”

​Çok değişmiş

eski mahalle,

benim gibi.

“/”

​O trenin dumanı altında

usul usul geçtim sokaklarından.

Ardımda bırakarak

kırık anılarımı…

Dostlara soluk bir veda bıraktım,

meğer unutulmak, paslı bir çiviymiş duvarda asılı.

“/”

​Çok değişmiş

eski mahalle,

benim gibi.

“/”

​Düşlerimi koyup yüreğime

düştüm yeni mahallemin yollarına.

Umut kokuyordu sokak araları,

ceplerimin dibi delik…

“/ “

​Ersoy KÖROĞLU 16 Mayıs 2026 / Antalya-Lara, 09.47

SÜRGÜN

Gökyüzü gırtlaklaşıyor,

Gürültü dağları sarsıyor.

Tahtalı’nın eteklerinden havalanan kuşlar,

Nereye sığınacağını bilmeden,

Hesapsızca kanat çırpıyor.

​Karanlık çöktü gün ortasına,

Boşaldı boşalacak gök.

Derinden bir şimşek geçti;

Gerilmiş bir adamın damarları gibi dal dal…

Ardından o çiğ homurtu.

Gök tepemde,

Ben yorgun.

​Yağsa da sussa artık şu uğultu.

Sanki duydular;

Önce ılık bir rüzgar sızdı odama,

Ardından yağmur…

Sis, Tahtalı’yı boğazından yakaladı.

​Hızlandı rüzgar, sertleşti damlalar,

Radyoda blues; aynı ritim.

Dağ silindi, sis sardı her yanı.

Viskiye uzandım, sigarayı ciğerime hapsettim.

Savaş yukarda,

Ben burada, bu kirli sessizlikte;

Karanlığın bitmesini bekliyorum.

ERSOYKÖROĞLU 17 NİSAN 2026 CUMA ANTALYA/KEMER

ÇEK GİT

Dağın eteklerine çökmüş bulutlar,

Alacaklı gibi, amansız.

Radyoda cızırtılı bir türkü

Kulak tırmalıyor.

Uzaklarda silik bir horoz bağırıyor,

Yakında bir kuşun kanat çırpışı…

​Hadi çek git artık,

Nereden düştün aklıma?

“/ “

ERSOY KÖROĞLU 18.04.2026 ANTALYA – KEMER

DİNAMİT

​Dinamitler patlıyor zihnimde,

Toz duman…

Tüm puştluklara inat,

Ayakta duran o eğri ağaç.

​Usturayla kazıdım dünümü,

Yine de asalak gibi yapışık anılar.

İçimde sızan o sinsi ağrı;

Zavallı bir gölgenin artığı.

​Aynada bir yabancı,

Dişlerini sıkmış, bana bakıyor.

Ben miyim o,

Yoksa betone gömdüğüm geçmiş mi?

ERSOY KÖROĞLU 18.04.2026 ANTALYA/KEMER

BETON

Üstüne beton döktüğüm o sayfalar,

Çeviremedim…

Paslı bir inşaat demiri gibi içeriden,

Zihnime çakılmış kalmış.

​Kuralları leş bir oyundu bu;

Avucumda sıktığım o hileli zarları,

Kendi yüzüme fırlattım.

​Şimdi ne masa var, ne oyun.

Sadece bu gri boşluğun ortasında,

Kendi gölgesine basan bir adam…

Çıplak, dilsiz ve beton kadar soğuk.

“/”

ERSOY KÖROĞLU 18.04.2026 ANTALYA

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑